''Mutluluk, buzdolabındaki bir kutu dondurma. Yemek için can atarız ama yine de birilerinin 'hadi yiyelim' demesini bekleriz.'' diyordum. Biraz yanılmışım sanırım.
Ağzımıza kadar tıka basa doluyken, midemizde dondurmaya hiç yer yokken, ne kadar istersek isteyelim, ne kadar birileri 'hadi' derse desin hatta kalkıp elimize kaşık versin; değil yemek tadamayız bile.
Ağzımıza kadar tıka basa doluyken, midemizde dondurmaya hiç yer yokken, ne kadar istersek isteyelim, ne kadar birileri 'hadi' derse desin hatta kalkıp elimize kaşık versin; değil yemek tadamayız bile.
İnsan prensipleri ile yaşar. Prensiplerinden taviz verdiği an, kendisinden çıkmış demektir. Bir çorap söküğü gibi; taviz tavizi doğurur çünkü.
Sınırlarımız olmalı bu yüzden. Bizi biz yapan, kendimize saygımızı koruyan, torba gibi büzemediğimiz ağızların karşısında dimdik durabilmeyi sağlayan..
Rahat bir vicdanın huzurunu, beş duyu ile algılanan hiçbir şey veremez.
Sınırlarımız olmalı bu yüzden. Bizi biz yapan, kendimize saygımızı koruyan, torba gibi büzemediğimiz ağızların karşısında dimdik durabilmeyi sağlayan..
Rahat bir vicdanın huzurunu, beş duyu ile algılanan hiçbir şey veremez.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)