Keşke daha umursamaz bir insan olsaydım dediğim zamanlar çok olur. Daha umursamaz, daha rahat.. Umursamazlık, mutluluk görünür belki. Düşünmeden, irdelemeden, derinine inmeden, bakıp görmeden, elmas gibi parıldayan kupanın kararmış içini görmeden, göze hitap etmeyen bir yemeğin doyulmaz bir tadı olabileceğini bilmeden yaşamak...
Ayrıntılar; kör de edebilir gözleri, bahar dalları da serebilir önüne.
İnce düşünce; tuz buz da edebilir yürekleri, üzerine çıkarabilir de bulutların.

Beş duyu ile algılanabilen insan vücudu bile binbir ince orantıya sahipken, insan ruhu asla ''zor taşınan, taşınırken dökülüp saçılıp etrafı kirleten, taşıyan elleri inciten bir odun parçası'' gibi kaba olamaz.
İncecik ilmeklere hazır olan ruha; kalın millerle değil, incecik tığlarla motifler işlenmelidir.
Bir masa örtüsünün alelade serilmişliğiyle de yaşanır bu hayat , bir nakış zarifliğinde de.


''Hayat kısa,
Kuşlar uçuıyor.''
Bir tırtıl,
üzerine basılmış yapraklar arasında.
Bir tırtıl,
avuçlarımızın arasında.
Sadakat; ''ya görürse ya duyarsa?'' korkusu değil, gördüğünü duyduğunu farz etmektir.
Sadakat; görebilecek bir göz, duyabilecek bir kulak olmasa da kendini daha var olmayanın bile yerine koyabilmektir.
'' Hayat kısa,
Kuşlar uçuyor. ''
(Cemal Süreya)
---
Hangimizin hayatı hangimizden uzun hangimizden kısa bilemiyoruz. Hangimiz gençliğimizi ne kadar yaşayabileceğiz bilemiyoruz. Yarın var mı, güneş doğacak mı onu bile bilemiyoruz.
Zaman akarsu misali geçip giderken, ömür kum taneleri gibi avuçlarımızdan kayıp gidebilecekken; nedendir kıymet bilmememiz?
En ışıltılı, kıpır kıpır olması gereken çağlarımızda hayatı kendimize zindan etmemiz?
Güneşler doğdurmak yerine başımızın üzerinde kara bulutlar gezdirmemiz?
Sevginin pamuk şekeri gibi yumuşaklığına sığınmak varken öfke ateşleri içinde yanmamız?
Bir bahar dalında baharın tatlı sıcaklığını iliklerine kadar hissedebilmek varken yüzümüzü ayazlara döndürüp ellerimizi soğukta çatlatıp kanatmamız?

Anlamak için hayatın, yaşamanın, nefes alabilmenin, bir başka yüreğe nefes aldırabilmenin, sevmenin, sevilmenin kıymetini ve güzelliğini; ille de kaybetmek üzere olmamız mı gereklidir sahip olduklarımızı?

Oysa hayat çok kısa.
Kuşlar uçup gidecek bile şimdi.