Keşke daha umursamaz bir insan olsaydım dediğim zamanlar çok olur. Daha umursamaz, daha rahat.. Umursamazlık, mutluluk görünür belki. Düşünmeden, irdelemeden, derinine inmeden, bakıp görmeden, elmas gibi parıldayan kupanın kararmış içini görmeden, göze hitap etmeyen bir yemeğin doyulmaz bir tadı olabileceğini bilmeden yaşamak...
Ayrıntılar; kör de edebilir gözleri, bahar dalları da serebilir önüne.
İnce düşünce; tuz buz da edebilir yürekleri, üzerine çıkarabilir de bulutların.

Beş duyu ile algılanabilen insan vücudu bile binbir ince orantıya sahipken, insan ruhu asla ''zor taşınan, taşınırken dökülüp saçılıp etrafı kirleten, taşıyan elleri inciten bir odun parçası'' gibi kaba olamaz.
İncecik ilmeklere hazır olan ruha; kalın millerle değil, incecik tığlarla motifler işlenmelidir.
Bir masa örtüsünün alelade serilmişliğiyle de yaşanır bu hayat , bir nakış zarifliğinde de.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder