''Hadi bakalım kim önce bitirecek?''

Üniversitede tanışıyorlar, tüm üniversite hayatını paylaşıyorlar. Sonra bir bakıyorsun sudan bir sebepten yolları ayrılıyor. Kaç kez genç olucaz, bi daha mı gelicez üniversiteye, aman biri gelir biri gider laylaylom.. Lisede tanışıyorlar, lise sıralarını paylaşıyorlar, üniversiteye geliyorlar, köyden indim şehire, görgüsüzün bir ortamı olmuş tutmuş suyunu çıkarmış derken yolları ayrılıyor. Ortaokuldan beri arkadaşlar, birlikte büyüyorlar, birlikte sınav tercihleri yapıyorlar, birlikte üniversiteye gidiyorlar, nerdeyse 10 senelik ilişkileri var, çevresindekiler onları ayrı düşünemiyor, nişanlanıyorlar, evlilik hazırlıkları içindeyken bir bakıyorsun yolları ayrılıyor. Bir de evlenip imzayı attıktan sonra kafasına ‘’dank’’ edenler var.
Hadi bakalım kim önce bitirecek?
Bitirmeyenler de var, hepsinin sonu böyle olmuyor elbet . Devam edebilen nadir ilişkiler var , ki helal olsun , ama büyük çoğunluğu bu sonu yaşıyor. Zaman geçiyor, bazen uzuuun uzun yıllar sonra bazen de kısacık bir sürede farklı farklı , öncekilerden çok ayrı, sürpriz yumurtadan çıkan insanlarla evleniyorlar.  Bir bakıyorsun sahnede kimler var kimler :
‘’Ben, benden düşük maaş alanla evlenmem’’ diyeni mi ararsın ,
‘’ben esmer severim’’ diyeni  mi,
‘’evi olsun arabası olsun bilmemkaç milyar maaş olsun’’ diyeni mi,
‘’romantik olsun, sevgililer gününde, yıldönümünde, yılbaşında, hayvanları koruma gününde, verem savaş haftasında bile eve çiçekle gelsin’’ diyeni mi,
‘’ben evlenince ev hanımı olup eve kapanamam’’ diyeni mi ,
‘’ben karımı çalıştırmam’’ diyeni mi ?
bir de ‘’en az üç çocuk’’ diyeni de var da daha çocuğa sıra gelmedi asgari ücretle eşya taksitleri ödemeye çalışmaktan..

Büyük lokma ye, büyük laf etme derler ; velhasıl biz de ettiğimiz büyük lafları yiyoruz. Ben küçükken annem kardeşimle beni süt içmeye teşvik etmek için, ‘’hadi bakalım kim önce bitirecek?’’ derdi.
Hadi bakalım kim önce sindirecek büyük laflarını?

Şaşıyoruz ama sorgulamıyoruz, derine inmiyoruz, ‘’kader-kısmet-nasip-hayırlısı’’ adını veriyor, mutluluklar diliyoruz.
Bi’sorgulasak ya?
Acaba acele mi ediyoruz seçimlerimizi yaparken? Acaba yeterince tanımadan mı giriyoruz bazı yollara? Yeterince olgunlaşamadan, yetişemeden mi sorumluluğunu almaya çalışıyoruz birilerinin? Yuva kurmanın ne demek olduğunun, aynı çatı altında yaşamanın dışardan göründüğü gibi kolay olmadığının bilincine varamıyor muyuz? Acaba çocukluğumuzdaki evcilik oyunlarımızla mı karıştırıyoruz gerçek hayatı? Uykumuz gelince, acıkınca, yorulunca, sıkılınca oyuncaklarımızı –ne de olsa annem toplar diyerek- ortada bırakıp gittiğimiz gibi.. Orda burda unuttuğumuz oyuncaklarımızın küçük parçalarının bir anda kayboluvermeleri, ufak diye önemsiz sandığımız parçaların ise en önemli parçalar olması ve oyuncaklarımızın kırılıp bozulması gibi..
İlk eğitim ailede başlıyorsa, ailemiz tarafından çok mu geç yaşlarda veriliyor bazı öğütler? Yoksa biz mi almamakta direniyoruz, her şeyin doğrusunu bildiğini sandığımız aklımızla? Okullara ders olarak mı konulmalı ki? AYT-101 : Aile ve Yuva Kurmanın Temelleri , mesela.

Eh ama kader kısmet.. Tamam kader kısmet , tamam kader anlayışına göre değişmez yaşanacak bazı olaylar ona da tamam fakat insanoğluna akıl neden verilmiş? Ya tedbir? Ya tercih hakkı? Sorumluluk alma kabiliyeti?
Tek bir kişiyi beklemek çok mu zordur kavak yelleri esen başımızda? Yumruğumuz büyüklüğündeki kalbimize, daha rotasını çizemediğimiz gemimize, hayatımıza, taşıma kapasitesinden fazla yolcu almak yük değil midir bizlere de? Şimdiden birine karşı kendimizi sorumlu hissetmek özgürlüğümüze mi terstir? Sevgi gibi kutsal bir duygu insanı nasıl kısıtlar ki? Sorumluluk almak insanı yetiştirmez mi? Gelmiş olsa da gelmese de, O gelene kadar kendimizi geliştirmeye çalışmak, olumsuz özelliklerimizi törpülemeye çalışmak, okumak, araştırmak çok mu zordur? Hiç gelmeyecek olsa bile bilmenin, bilginin fazlası kötü müdür ki? Bir insanı tanımadan bilmeden merak etmek ; hiç görmeden sesini bile duymadan sevmek , özlemek, dualarında yer vermek imkansız mıdır?
. . .
Yoksa, yoksa bunların hepsi birer peri masalı mıdır?
. . .


(amacım sadece farklı bir bakış açısı sunmaktır)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder