Anneli Öksüzler

Anneliğin şüphesiz en kutsal meslek olduğu söylenir. Bu kutsal mesleğin mensupları dokuz ay lojistik destek sağlar, iki can gezerler. Doğum gibi bir acıya katlanıp bir mucizeye vesile olurlar. Yetmez; dünyaya getirdikleri canlının tüm bakımını üstlenir, görevlerini eksiksiz yerine getirebilmek için çoğu zaman uykularından fedakarlık ederler. Bitmez; eğitimdi, ergenlik sancılarıydı, mezuniyet sevinciydi, evlilik telaşıydı, torun heyecanıydı derken yavrularıyla gülüp yavrularıyla ağlarlar.
Anlıyoruz ki annelik 7/24, tüm ömür mesai gerektiren; paydosu, tatili,emekliliği hiç olmayan bir meslek. Normal şartlarda tabi.

Bir de madalyonun öteki yüzü var maalesef. Annelik kutsal meslek kutsal olmasına da, hakkıyla yerine getirebilene ! Bu dünyanın en yaralı ve boynu bükük çocukları annesiz çocuklar olsa gerek. Bazen doğumda, bazen bir kazada annesini kaybederek ''öksüz'' sıfatını alan; bazen de bu sıfata kendilerini dünyaya getirenlerin ta kendisi tarafından mahkum edilen çocuklar...

Bu insanlar senelerce çocukları olsun diye uğraşıyorlar, denemedikleri yol,çalmadıkları muayenehane, hacı hoca kapısı bırakmıyorlar; sonunda istediklerini elde ediyorlar, sonra ''saldım çayıra mevlam kayıra'' ! Anlaşamıyorlar,ayrılıyorlar; sen sağ ben selamet kendilerine yeni hayatlar kuruyor, yeni şehirlere taşınıp evlerine yeni eşyalar alıyorlar ama işe bakın ki bu yeni hayatlarına onlarca eşyayı sığdırıp bir tek çocuklarını sığdıramıyorlar ! En garibi de aynı çatı altında yaşarken bile çocuklarını şefkat ve ilgilerinden mahrum bırakarak ''anneli öksüz'' olarak büyütebiliyorlar. Onlar aslında çocuk büyütme adı altında kaba tabirle söylenecek olursa kaba yerlerini büyütüyorlar.

Bir anne evladı açken, mutsuzken, hastayken nasıl sırtını dönüp yatabilir? Hastalığı aylarca geçmediği halde hala rahat uyuyabilir? Evladını kelimenin tam anlamıyla hizmetçi gibi kullanabilir? Eğitimini bile bile yarıda kesebilir?Evlatları arasında ayırım yapabilir ve bunu dile getirebilir?
Bir günden bir güne nasıl olur da ''bir derdin var mı yavrum?'' diye sormaz, duygularını önemsemez? Bir sıkıntısı olduğunda yanında olmaz? Mezara götüremeyeceğini bildiği parasını evladı için harcamaz? Bir anne evladının nasıl hiç başını okşamaz?!
Yanındayken bile yapmaz da peki nasıl olur da yeni doğmuş bebeğini çöp konteynırına atabilir? Çocuklarını dilenmeye, hırsızlığa, merdiven altlarına yollayabilir? Kendinden bir parçayı döve döve öldürebilir? Ve hatta nasıl olur da eve sevgilisini çağırıp çocuklarına canlı porno filmi izletebilir? Nasıl olur da üvey hatta öz babanın yavrusuna uyguladığı tacizi fark etmez, şiddetine tecavüzüne ses çıkarmaz?
Hikaye değil tüm bunlar, her yerde olabilirler; belki teyzeniz, belki kuzeniniz, belki nineniz, belki arkadaşınız, belki kapı komşunuz, hatta belkide O sizin anneniz.

Öyleyse ey anne adayı kadın, madem sana verilen görevi hakkıyla yerinegetir(e)meyeceksin, madem layık olamayacaksın ayaklarına serilen cennete, madem ulaşamayacaksın bu mertebeye; madem sokaktaki bir kedi kadar bile yapamayacaksın anneliği; olma bu dünyada anne. Suçsuz günahsızların girme günahına. Alma ah'larını. Elli yaşına gelseler dahi anne şefkati arayacaklarını unutma. Yüreği buruk, kanadı kırık bırakıp yaralama. Senin yapamadığını bir başkasının yapabileceğini sanarak üvey annelere terk etme; bıraktığın ellerin pamuk değil demir çıkabileceğini de bil. Hele de geleceğin annelerine iyi bir örnek teşkil edemeyerek belki de hiç örnek olarak bile ortada olmayarak
''annelik nedir görmedim, ben nasıl anne olacağım?''
sorusunun beyinlerini bir kurt gibi kemirmesine, duygularını yiyip bitirmelerine sebep olma ! Çünkü bir çocuk değil bir anne kurbanı yetiştiriyorsun sen bilerek ya da bilmeden. 

Merak ediyorsan kurbanlarına ne olduğunu, etmezsin de gerçi,  yetişkin olduklarında bir seçim yapıyorlar hayatlarında; bu dünyaya ya anneleri yani sizin gibi ya da tam tersiniz bir iz bırakmak için. Diğer yolu seçenlerin öyle büyük ve asil yürekleri var ki görmedikleri şefkati sınırsızca üretebiliyorlar. Sizde bulamadıkları sevgiyi kendi çocuklarında buluyorlar. 

Tüm kadınlar dünyaya anne olmak için gelmiyor. Ve anneliği her kadın haketmiyor.
İşte bu anneler gününde anne olmayı canı gönülden isteyen ve hak eden, kendi anne kurbanı çocukluklarından harika anneler yaratabilen, yedi kat cennete layık tüm annelerin; özellikle bizim için binbir fedakarlık yapmış ve hala da yapmaya devam eden, her an her şartta destekçim olan, ömrünü kutsal görevine adamış, çoğu zaman dünyaya gönderilen bir melek sandığım kendi annemin anneler gününü kutluyorum.
Sizler, bize bu dünyada verilen eşsiz hediyelersiniz !


  MaviKocaeliGazetesi:

  Facebook:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder