Bir tarih sınavı öncesi iyi uykular

Geldi çattı İnkılap Tarihi sınavı. Bu defa konular derste de işlenmeyen, II. Dünya Savaşı sonrasını kapsayan konular oldu. Bir zorlandık bir zorlandık çalışırken sormayın. Okuyalım diyoruz oku oku bitmiyor, altını çizelim diyoruz bi de bakmışız koca paragrafı çizmişiz, özet çıkaralım diyoruz yaz yaz ellerimize kramplar giriyor. Ama yine de aklımızda bir şey kalmıyor. Halbuki bunlar yakın döneme ait olaylar. Tarihe çalışırken bu kadar zorlanmamıştık ya hani? Osmanlı ve Milli Mücadele dönemi kolaydı ya hani? Aslında onlar da çok uzun ve ayrıntılı konulardı. Ee bunda niye patladı öyleyse? Dünya büyük mü geldi?

Çünkü onları senelerdir ders olarak müfredata konuluyordu. Her ne kadar ezberleyip sınavdan sonra unutacağınızı düşünseniz hatta çoğu zaman öyle olsa da tekrar bir göz attığınızda hatırlamanız çok daha kolaydı.
Kaldırılmasını istiyoruz ya bu dersin, merak ediyorum tarihimizi ne kadar bildiğimizi ve bu gereksiz özgüvenimizin sebebini? Zaten okuyan insanlar değiliz. Okursak da popüler aşk romanlarından sıra gelmiyor tarih kitaplarına. Hem okurken onları sıkılırız da canım, canımıza kastımız mı var? Gazete, TV mi? Onların da bizden tek farkı kukla rolünü iyi oynayabilmeleri. Kütüphane devri de kalmadı artık. Dedelerimizden kalma ansiklopedilerimiz, tarih kaynaklarımız salondaki raflarda süs niyetine duruyor. Arada ninemiz tozunu alıyor işte. Hem devir de değişti. İnternetle her şey elimizin altında değil mi? Ama interneti de sosyal medya için, bağımlısı olduğumuz oyunlar için, dile getirmeye bile utandığım abuk sabuk şeyler için kullanıyoruz ne de olsa. Gerçi dünyada bir şey olursa facebookta, twitterda paylaşırlar zaten. Biz de doğru mu yanlış mı bilmeden çat paylaşırız. Öyle komik ama bir o kadar da inandırıcı haberler, olaylar, bilgiler yayılıyor ki bu kadar mı safız demekten alamıyorum kendimi. Biz olmayalım da kim olsun. Babamızın doğruları da hazırdı ne de olsa, iyilik yaptıklarını sanıp aşılaya aşılaya bitiremedikleri. Ondan bundan duyduğumuz yorumları kendimiz düşünmüş gibi söylüyoruz da hem, daha ne olsun. Tarih tekerrürden ibaretti ya hani, geçmişi bilmiyoruz ki günümüzü yorumlayalım ! Eh, gelecek de bir kör kuyu işte. Düşünmeden, okumadan, yorumlamadan, kafa yormadan bir insan olarak ne farkımız var diğer varlıklardan?
Sonra ''insanlık nereye gidiyor?'' Bunu da ordan burdan duya duya ağzımıza sakız ettik ya zaten.

Evet uzun, evet zor, evet uğraştırıcı biliyorum. Ama boşverelim ya. Galatasaray, Fenerbahçe tarihini adımız gibi biliyoruz ne de olsa. Dün akşamki dizinin her sahnesini onlarca kez anlatabiliyoruz ne de olsa. Anlata anlata bitiremiyoruz ne de olsa. Benim de gece yarısı derdim neymiş ki nasıl olsa. Neymiş bu ukalalık, çok biliyormuşum da iyi yorumladığımı sanıyormuşum zaten. Bence de ya, derdim neyse. Ben de bir şey bilmiyorum ki zaten, konuşuyorum öyle. Uyuyalım hadi. Hep uyuyoruz ne de olsa. İyi geceler, iyi uykular.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder