Körüklü otobüs kolay değil. Hele bir saat yol çekiyorsanız hiç kolay değil. Öyle klima falan nerdee. Ee harareti yükselen Ankara havasında insanların alınlarından dökülen ter gibi sabırları da dökülüyor bir bir.
Görevli dedi: ''dönüp gidin''
Dedi şoför : ''Körüklü araç bu dönmez burdan. Bu kadar insanı bekletmeyelim.''
Dedi güvenlik görevlisi: ''belediye izin vermiyor.''
Ve kalktı belediye otobüsünün belediye şoförü dedi ki: '' Allah bu belediyenin cezasını versin !''
Bilmez mi adam malını, tanımaz mı mi uşak sahibini?
Merak da ettim, dedim içimden bir yılda kaç insan belediyelere beddua yağdırıyor acaba?
Neyse karşılıklı bağırışmalardan sonra kapıyı açtılar ama içeriye girip U dönüşü yapıp geri çıkabilmemiz içinmiş. Girdi araç bir denedi iki denedi, dönmüyor. Çatır çutur sesler geliyor zorladıkça. Körüğün üzerindekiler panik. ve derken çat dedi bir kısmı ayrılır gibi oldu körüğün. İndik mecbur.
-Acaba daha kibarca rica etsek olmaz mıydı?
-Kibarca rica etmek için, sinirimizin tavan yapmaması için şu araçta bir klima olsa ne olurdu yani?
-Körüklüde klima olmaz tamam hadi, bu hurdaları hala ne diye çıkarırsınız trafiğe?
-İzin verseydiniz olmaz mıydı, gitseydik yolumuza.
-Fabrikanın içinde yolcu mu inecek sandınız, şimdi dağılmadık mı çil yavrusu gibi?
-Hadi hepsini geçtik mesai çıkışı asfalt çalışması da ne?
-Hadi yaptırıyorlar çalışmayı güzergah değişikliğini bildirin bari şoförlere.
-Gerçi on yıldır bitiremediğiniz metroyu bitirseydiniz artık, hiç girmezdi kimse bu sıkıntılara.
yorumları birbirini kovaladı.
Düşündükçe sorunun çikolata çürükleri gibi olduğunu fark ediyor insan.
Dişçiler iyi bilir; çikolata çürükleri küçük görünür gözümüze, önemsemeyiz genelde. Alır dişçi eline oydukça oyar, indikçe iner dibe, sonunda dokunur sinirlere. Kafasını kaldırır sorar: ''çok mu çikolata yiyorsun, hep çikolata çürüğü bunlar.'' O acıya katlanırız da yine de vazgeçmeyiz çikolatadan, dişçi kontrolünü aksatmaktan.
Aynen böyle sinirimize dokunuyor düzensizlikler, yalanlar, dönen dolaplar. Yüzeyden görüp temelden çözülmesi gerekenler sinirimize çok dokunuyor. Ama yine de bayağı bayağı yiyoruz, sonra da sineye çekiyoruz işte. Aynı çikolata çürükleri gibi.
MaviKocaeliGazetesi:
http://www.mavikocaeli.com.tr/cikolata-curukleri-makale,3584.html
Facebook:
https://www.facebook.com/notes/esranur-y%C3%BCksel/%C3%A7ikolata-%C3%A7%C3%BCr%C3%BCkleri/10151686491788092
Düşündükçe sorunun çikolata çürükleri gibi olduğunu fark ediyor insan.
Dişçiler iyi bilir; çikolata çürükleri küçük görünür gözümüze, önemsemeyiz genelde. Alır dişçi eline oydukça oyar, indikçe iner dibe, sonunda dokunur sinirlere. Kafasını kaldırır sorar: ''çok mu çikolata yiyorsun, hep çikolata çürüğü bunlar.'' O acıya katlanırız da yine de vazgeçmeyiz çikolatadan, dişçi kontrolünü aksatmaktan.
Aynen böyle sinirimize dokunuyor düzensizlikler, yalanlar, dönen dolaplar. Yüzeyden görüp temelden çözülmesi gerekenler sinirimize çok dokunuyor. Ama yine de bayağı bayağı yiyoruz, sonra da sineye çekiyoruz işte. Aynı çikolata çürükleri gibi.
MaviKocaeliGazetesi:
http://www.mavikocaeli.com.tr/cikolata-curukleri-makale,3584.html
Facebook:
https://www.facebook.com/notes/esranur-y%C3%BCksel/%C3%A7ikolata-%C3%A7%C3%BCr%C3%BCkleri/10151686491788092
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder