''Küçüklüğümden beri çok sinirliyim, anksiyetem mi var?''
''Düşüncelerimi toplayamıyorum acaba bende düşünce bozukluğu mu var?''
''İçimde konuşan birisi var, şizofren miyim?''
''Çizgisiz kağıda düz yazamadığım zaman silip silip baştan yazıyorum, acaba OKB'li miyim?''
''Bir mutlu bir mutsuzum acaba manik depresif psikoz muyum?''
Belki sinirli bir yapınız var.
Belki bugünlerde çok yoğunsunuz ve düşüncelerinizi toplamakta zorluk çekiyorsunuz.
Aslında herkesin içinde konuşan bir ses var siz de bugünlerde olayları fazlaca değerlendiriyorsunuz.
Sadece biraz fazla mükemmelliyetçisiniz, kağıdınızın da kusursuz olmasını isteyebiliyorsunuz.
Çağın değişken dünyasında gün içinde mutluluk ve mutsuzluk oranınız değişebilir doğal olarak.
Tam da tersi eğer ortaokul yıllarınızdan beri evlilik, çocuk ve aile yapısı üzerine araştırmalar ve okumalar yaptığınızı söylediğinizde de ''yanımda aile terapisti olarak çalışabilirsin'' gibi bir teklif de alabiliyorsunuz.
Bilmek güzel şey fakat sahip olunan bilginin bizi nereye götüreceğini kendimiz kontrol etmek zorundayız.
(bir psikologla konuşmamdan alıntıdır)
Fb:
https://www.facebook.com/notes/esranur-y%C3%BCksel/ne-kadar-bilirsek-o-kadar-da-yan%C4%B1l%C4%B1r%C4%B1z/10151715557333092
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder