-Sadakat benim adım. Çok eski zamanlardan geliyorum. Nice zaman önceleri insanların yüreklerinde pişer; kişilikleriyle olgunlaşır; aşklarına, sevgilerine, dostluklarına ev sahipliği yapardım. Altından da kıymetliydim. Paha biçilemez bir mücevher gibi ömürleri boyunca taşırlardı beni. Yine yüreklerindeki Mutluluk ile komşuyduk. Huzur vardı sonra solda otururdu sakince. Sevgi vardı, arkadaşım. Onlar da pek güzellerdi.
-Peki ya sonra?
-Sonra değişti her şey. Dünya değişti. Dünyayla birlikte insanoğlu da değişti. Bakışları, anlayışları, duyguları, düşünceleri, ruhları.. Kötü duyguları oturttular yüreklerinin baş köşelerine. Kimisi tuttu hemen çöpe atıverdi bizi. Kimisi yavaşça kapıyı gösterdi, kovulmadan topladık tasımızı tarağımızı. Kimisi de göndermek istemedi bizi. Fakat zamanla bizlere sahip olan diğer yüreklerle karşılaşamayınca üzüldüler, hüznünü paylaştık insanoğlunun. Diğerleri daha şanslıydı benden. En azından gelip geçici yuvaları vardı. İnsanoğlu bir hevesle sahiplenip hevesi geçince yine yüreklerinden kovuyorlardı onları. Bu insanoglu garip yaratık doğrusu, ömürleri boyunca arıyorlar bizi.. Bulunca da yüreklerinin ufacık bir köşesine sığdıramıyorlar.
-Ya sen?
-Ben farklıydım. Arkadaşlarımı çok severdim ama onlar gibi olamazdım. Beni taşıyamayacak yüreğe adım bile atmazdım, atamazdım. İnsanoğlu kimi zaman aptal yaratıktır. Çabuk inanır. Kendimi gerçekten varmış gibi gösterip yıkamazdım yürekleri güzel kalan birkaç insanın hayallerini.
-Neden burdasın öyleyse?
-Gelip gidiyorum ara sıra. Hâlâ yerleşebileceğim güzel yürekler var mı, bakıyorum. Sadakatim ben. Sahibim kovsa da gidemem ki. Belki yerleşebileceğim bir yürek daha bulurum; tek yürek olurlar, tek yürek oluruz diyorum.
Belki..
MaviKocaeliGazetesi:
http://www.mavikocaeli.com.tr/peki-ya-sonra-makale,3543.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder