çember

İhtiyaçtır yalnızlık. Düşünmek, sorgulamak için kimi zaman; kimi zaman da kendini dinlemek, huzuru hissetmek için eşsiz bir fırsattır. Yalnızlığın tadını bilmek, tadına varmak gerekir. Fakat dozunda tabi..

Her şeyin fazlası zarardı ya hani, yalnızlığın fazlası da zarar. Bir yerden sonra içinize dönmek içinize kapanmaya dönüşür. Sıkıntılarınızı kimselerle paylaşamaz olursunuz. Paylaşacak olsanız yük olacağınızı sanarsınız, kendinizi kendiniz taşımaya alışmışsınızdır çünkü. Duvarlara anlatır bir cevap alamazsınız, kendiniz söyler kendiniz dinlersiniz. Mutfak dolabındakileri yere indiresiniz gelir, hoş indirseniz bile rahat edemezsiniz.

Kendinize bir çember çizer, çizginin bu tarafına geçirmezsiniz kimseyi. Yaslanıp her şeyi unutacak, güveni, huzuru hissedecek bir göğüs, hadi en azından iki damla gözyaşınızı göstermemek için başınızı dayayacağınız bir omuz arar da bulamazsınız. Bulamadığınızı sanarsınız çünkü bulamamayı varlıktan mı yokluktan mı dahi bilemezsiniz. Yok dersiniz. Sonra da görünmez çemberinizi hatırlarsınız. Başınızı yastığa gömersiniz.

Bir bahar dalıyla bile mutlu olmayı öğretirsiniz kendinize, mutluluğun kıymetini anlamışsınızdır çünkü. Mutlu olmaya dünden hazırsınızdır da bir sebep ararsınız aslında. Sohbet etmek istersiniz saatlerce, saksıdaki domates çiçeğiyle konuşursunuz. Küçücük sürprizler yapmak istersiniz, birileri için bir emek harcamayı.. Emek harcar, bir şeyler yapar, koyarsınız bir kenara, birikir onlar masada. Çocuklaşmak istersiniz, şımarmak.. Bazen yanılıp da orda burda yapacak olursanız garipseyen gözlerle karşılaşırsınız. Sessiz ''kendine gel''lerle çimdikleyiverirsiniz kendinizi.

Susarsınız.
Susar, yazarsınız.
Yazar yazar, silersiniz.

Birinin derdine derman olmak istersiniz; üzüntüsünü sevincini paylaşmayı, kimseciklere anlatmayacağınıza söz vermeyi. Güven vermek istersiniz. Güven vermek, güvenmekten gelir. Aslında güvene ihtiyacı olan sizsinizdir.
Bir kafe keşfedersiniz, gitmek istersiniz. Kafa dinleme ihtiyacından olsa da bazen, çoğu zaman mecburiyetten yanınıza kendinizi alıp gidersiniz. Garson gelip de ''şimdi mi sipariş vereceksiniz sonra mı?'' dediği zaman içten içe kızar, ''sonra'' dersiniz. Garsonun sonrasıyla sizin sonranız farklıdır oysa. Biraz oturur, kalkar yürürsünüz.
. . .
Yürür yürür, yorulursunuz.
. . .
Yorulur, uyumak istersiniz.
. . .
Berrak bir su gibi, hiç düşünmeden, uyumak istersiniz.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder